Günümüzde şahit olduğumuz gibi artık bir çok kişinin genel kullanım amaçlı veya kişisel blog türünde nitelendirdiğimiz bloglar mevcut.  Hazır sistemler ve ücretsiz bloglar ile dakikalar içerisinde bir blog sahibi olabiliyoruz. Ücretsiz blog sağlayıcıları WordPress ve Blogger bizlere bu imkanı sunabiliyor. Olabiliyoruz olmasına da , önemli olan kurduğumuz blog sitelerini çöp blog haline getirmememiz.

Blog açmak , daha önce blog kelimesi ile uzaktan yakından ilgisi olmayanlar için oldukça basit bir iştir. Yukarıda belirttiğim gibi ücretsiz sistemler ile dakikalar içerisinde blog sahibi olabiliyoruz. Ama bu işin birde perde arkası var tabi. ” Ne var canım 10 dakika da bir yazı hazırlarım olur biter. ” diyerek başlanılan blog yazarlığının yayın hayatı da pek uzun olduğu söylenemez.

blog-yazari

Genel olarak bende blog geçmişimi göz önüne aldığım da ,  okuyucu olarak geçirdiğim süre yazar olarak geçirdiğim süreden daha fazla. Blog okuru olmak oldukça keyif veren bir iştir. Zamanı güzel değerlendirmemizi sağlar. Türkiye’de kaliteli içerik üreten o kadar çok blog yazarı var ki , saymakla bitmez. Ürettikleri içerikleri okudukça zamanın nasıl geçtiğini anlamıyordum. Blog yazmaya teşvikleyen yazıları da okudukça insanın içerisinde ufaktan bir kıpırtı oluyor. Acaba bende yazabilir miyim ?

Tavsiye yazı : Neden Blog  Yazıyorum ?

Blog Yazarlığının Perde Arkası ;

Blog açmak ve blog yazarı olmak için verilen karar en fazla 10 dakikamızı alıyor. İşin perde arkasında ise bizi bekleyenlerin neler olduğunu düşündük mü hiç ? Şahsen ben düşünmemiştim.

Blog yazmaya başlarken içimizde oluşan o heycan blog açılışı ile birden yerini tasaya bırakıyor diyebilirim. Bloga nasıl ziyaretçi çekerim ? Googla ‘ da üst sıralara nasıl çıkarım ? Alexa değerini nasıl yükseltirim ? Nasıl bir içerik üretmeliyim ?

Sırası ardına gelen bir çok soru ile kafamız allak bullak oluyor. En büyük kaygılarımızdan bir tanesi de yeteri kadar okuma alışkanlığımız olmadan , yazmaya karar verişimiz arasındaki o boşluk oluyor. Blog yazmak için yetersiz olduğumuzu düşündüğümüz o an. İşte bu karmaşanın içerisinde günde 3 5 makale yayınlarım düşünceleri birden yok olurken yerini haftada 1 , ayda 1 , 3 ayda 1 ve bir bakmışsın içerik üretmemezlikten çöpe atılmış blog alıyor.

Bloglar Çöp Olmasın !

Blog abisi Evren Abi , interneti her zaman blogların kurtaracağı düşüncesindedir. Keza ben de öyleyim ve benim gibi bir çok blog yazarı da böyle düşünüyor. Şimdi blog yazarlığını bir kenara bırakıp okuyucu olarak söylediklerime kulak vermenizi istiyorum yada sadece okuyun 🙂

Zamanımı daha çok içerik üretmek yerine blog okumayla geçiriyorum. Bir çok blog sitesini günde fazla fazla ziyaret ediyorum. Blog yazmak konusunda sıkıntı çeken yazarın başka bir blogdan alıntı yapıp , en ufak bir değişim dahi yapmadan paylaştığına şahit oldum. Fark etmez dememeli , okuyucu enseler. Herneyse varmak istediğim noktaya yoğunlaşayım biraz. Sadece site içeriği kabarsın , ziyaretçinin dikkatini çekeyim diye alıntı yazıları paylaşmaktan kaçınalım. İstediğini değil , bildiğini yaz ! Senin bildiklerin , ziyaretçilerinin / benim ilgi alanım. O yüzden siteni ziyaret ediyoruz.  3 5 tane makale olsun ama o senin olsun , özgün olsun.

Bloglarımızı çöp blog haline getirmeyelim. Bildiğimizi yazalım. Kim okur benim bildiklerimi demeyelim. Hiç kimse okumaz diyorsan at bana linkini sabah akşam okurum 🙂 Bak Evren abi diyor ki ;

” Dijital dünyada her gün yeni bloglar açılıyor olmasına rağmen sosyal ağlar ve mobil uygulamalar karşısında bloglar kan kaybediyor. Yeni açılan blogların büyük çoğunluğu birkaç ay sonra güncellenmemeye başlayarak terk edilmiş bloglar haline dönüşüyor. Oysa internetin ve aslında sosyal medyanın en sağlam unsurlarından olan ‘nitelikli, özgün’ bloglara duyduğum inancı her fırsatta ‘İnterneti bloglar kurtaracak’ sözüyle dile getirdim.  “

7 YORUMLAR

  1. Tesadüfen, (Sevgili Evren’in Günlüğü son yazısından hareketle geldim bloğunuza) ya tanıdığım bir blog yazarının, ya da ilgimi çektiği için okuduğum her yazıya yorum yapmadan çıkmam. Saptamalar çok doğru. Ben de çok blog okurum ama artık seçici olmaya karar verdim. Ve yazarken daha dikkatli olmam gerektiğine. Yaşım yeter mi bilmem ama kendimi geliştirmenin hâlâ ana amacım olduğundan artık hiç kuşkum yok. Sağlıcakla.

    • Sevgili Ece abla. Malesef artık kemik kitle okuyucular bloglarda seçici olmaya başladı. Okumak başka yazmak çok başka duygular katıyor bize. Hem kendini geliştirmenin de bir yaşı olduğunu düşünmüyorum. Sizin için sizi bekleyen nice yaşlarınız var. Değerli yorumunuz için teşekkür ederim. Sağlıcakla.

  2. İnterneti ne kurtarır bilmem. Ama ben bir edebiyatçıyım. Şiir yazarım, deneme yazarım, günce yazarım. Başka da bir şeye karışmam. 🙂 Çünkü benim yapabildiğim budur.
    Onun dışında bir bilgiye ihtiyacım olursa kaliteli blogları ziyaret eder, aradığımı bulurum. Ha bu arada, sizi de yeni buldum. 🙂
    Başından sonuna haklısınız…

    • Benimde değinmek istediğim konu tam da bu işte. Herkes bildiğini yazsın. Ne güzel şiir yazıyorsun , deneme çıkarıyorsun ama senin kaleminden dökülüyor bu benim düşüncelerimi paylaşmıyorsun sonuçta. Keşke istediğini yazan blog yazarları , senin gibi bildiğini yazsa. Yorumunuz için teşekkür ederim.

    • Merhaba Ayhan.
      Ne yazık ki takip ettiğim bir çok blogu bu sebepten dolayı bıraktım. Artık kendi özgün düşüncelerini bir kenara bırakıp , bir yerlerde üst sıralara yerleşmek için , birilerinin dikkatini çekmek için , reklam için girişimler fazla olunca sıkıcı olmaya başladılar. Bir süre sonra da artık bildiğini geçtim kendi istediğini değil , karşı tarafın istediğini yazmaya başladılar. Beni kaybettiler. Benim gibi bir çok kişiyi de.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here